Jacques Attali | yıldönümü

Jacques Attali (1 Kasım 1943 ‘de Cezayir) ‘de doğmuş bir Fransız ekonomist, yazar et siyasetçi dir. François Mitterrand ‘ın danışmanlığını yapmış, bu dönemden sonra ön plana çıkmıştır.

Hayatı

Babası Simon Attali, Cezayir’in Fransız sömürgesi olduğu dönemde kendi kendini yetiştirmiş (otodidakt) ve parfümeri sektöründe başarılı olmuş Musevi asıllı bir müteşebbisti. 1957′de, Cezayir’in bağımsızlığına kavuşmasından birkaç yıl önce işini ve ailesini Paris ‘e taşımıştı.

Jacques Attali ve ikiz kardeşi (sonradan Air France YKB’ı olacak) Bernard Attali lise çağında, gelecekte Fransız siyaset dünyasında önemli yer edinecek Jean-Louis Bianco ve Laurent Fabius ile arkadaşlık kurmuşlardı. Attali, öğrenim hayatını hiç kesmeyerek, ardarda, École Polytechnique ‘den (1963 mezuniyet yılı birinciliğiyle) Ekonomi Doktoru unvanını almış École des Mines (Madencilik Okulu), Sciences-Po (Siyasal Bilimler) ENA (Fransız Mülkiye’si) gibi eğitim kurumlarından payeleri sıralamıştır. François Mitterrand ile ilk olarak 1968′de taşrada bir yöneticilik stajı esnasında tanışmıştır.

Siyasi hayatı

27 yaşında Conseil d’État (Fransız Devlet Konseyi)’ne girmiştir. 1972 ‘de ekonomi konulu ilk iki kitabını yayınlamıştır: Analyse économique de la vie politique ve Modèles politiques, ve bu çalışmalarıyla Académie des Sciences (Fransız Bilimler Akademisi) ödülünü almıştır.

Prof. Jacques Attali, Paris IX Üniversitesi (Dauphine Üniversitesi olarak da adlandırılır) bünyesindeki öğretim görevlisi kariyeri esnasında etrafında çok değişik ufuklardan seçkin bir çevre toplayabilme kabiliyeti ile dikkati çekmiştir.

1973 ‘de François Mitterrand ile temas tekrar kurmuş, 1981 ‘de Mitterrand’ın Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Élysée Sarayı ‘nda Mitterrand’ın makamının hemen yanında bürosu olan bir « özel danışman » sıfatını edinmiştir. Mitterrand için her akşam ekonomi, kültür, siyaset, okuduğu kitapların özeti gibi çok çeşitli konuları bir araya getiren notlar hazırlamaya başlamıştır. G7 zirvelerinin Fransa açısından organizasyonu, Fransız Devrimi nin 200. yıldönümü kutlamalarının organizasyonu onun sorumluluğu altında gerçekleşmiştir. 1984′de ekibi ile birlikte, yeni teknolojileri geliştirme amaçlı Avrupa Bilimsel Araştırmalar Programı Eureka yı yürürlüğe koymuştur. Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığının ikinci yedi yılında özel danışmanlıktan Avrupa Kalkınma Bankası kurucu başkanlığına atanmıştır. 1991-1993 arasındaki başkanlık döneminde Berlin Duvarı ‘nın yıkılmasıyla çehresi değişen Avrupa’nın yeniden inşasına zemin oluşturacak bir finans kurumu ortaya çıkmış, ancak merkez binası için aşırı lüks içeren masraflar yapılması gibi bazı kararları tartışmalara neden olmuştur. Jacques Attali 1993′den yazı hayatına ağırlık vermiş, yeni teknolojiler konusunda uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi kurmuş 1998′de mikrofinansman kavramının geliştirilmesi yoluyla yoksullukla mücadele etmeyi hedefleyen ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan PlaNet Finance ‘ı kurmuştur.

Kitapları

Jacques Attali’nin 1973 ‘den bugüne kadar yazdığı 30′u aşkın kitap çok çeşitli konulara ve disiplinlere uzanmaktadır: tarih, denemeler, anı, romanlar, hatta tiyatro oyunları ve çocuklar için hikayeler. Her yıl bir kitabı çıkmaktadır. L’Express dergisinde de düzenli yazıları yayınlanmaktadır. Başka kaynaklaredan alıntılarını bazen kayda geçirmemesi (ve kendi fikirleri veya bilgileriymiş gibi sunması) bazen eleştirilere sebebiyet verse de, zekası, geniş ilgi ve kültür alanı, çokyönlülüğü, orijinal bakış açısı yeteneği ve girişkenliği geniş bir kitlenin takdirini kazanmıştır.

Biyografiler:

  • Karl Marx, ou l’esprit du monde
  • Blaise Pascal, ou la genie française
  • Sigmund Warburg, un homme d’influence

Denemeler:

  • La voie humaine
  • L’homme nomade
  • Les Juifs, le monde et l’argent
  • Fraternıtes
  • Verbatim I - II - III
  • Economies de l’apocalypse
  • 1492
  • Lignes d’horizons
  • Au propre et au figure
  • La figure de Fraser
  • L’histoire du temps
  • Les trois mondes
  • L’ordre cannibale
  • La nouvelle economie française
  • La parole et l’outil
  • Bruits
  • L’anti-economique
  • Modeles politiques
  • Analyse economique de la vie politique
  • Dictionnaire du 21eme siecle
  • Memoires des sabliers
  • Europe (s)
  • Chemin de sagesse, traite de labyrinthe

Romanlar:

  • La confrerie des eveilles
  • Nouv’Elles
  • La femme du menteur
  • La vie eternelle
  • Le premier jour apres moi
  • Au-dela de nulle part
  • Manuel, l’enfant reve
  • Il viendra

Tiyatro oyunları

  • Les portes du ciel

Anılar

  • C’etait François Mitterrand (Kasım 2005)

Polonezköy, Beykoz | yıldönümü

Polonezköy İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan ünlü bir köydür. Karadeniz sahilinden 20 km; İstanbul’un Boğaziçi kıyılarından ise 15 km uzaklıktadır.

Tarihi

Polonezköy’ün tarihi adı Adampol’dur. Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasi lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kuruldu. Köyün adı kurucusunun adı olan Adam’dan dolayı Adamköy (Lehçe: Adampol) olarak türetilmiştir.

O zamanlar Polonyalıların siyasi göçünün merkezi Paris’ti, Prens Adam Czartoryski’nin amacı ise ikinci bir siyasi merkezini Osmanlı Devleti sınırları içinde kurmaktı. Bu amaçla Michal Czajkowski’yi temsilcisi sıfatıyla Osmanlı Devleti’ne gönderdi. İstanbul’a geldikten sonra 1850 yılında İslamiyet’i kabul ederek Mehmed Sadık Paşa adını alan Czajkowski, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Lazaryen rahiplerden gelecekte Adampol’un kurulacağı ormanlık bir araziyi satın aldı. İlk başta ancak 12 kişinin oturduğu köye sonraki yıllarda en çok geliştiği dönemde 220 sakin yerleşti. Yıllar geçtikçe Polonezkoy/Adampol gelişti, köyün nüfusu 1830 Polonya Ayaklanması ve 1853 Kırım Savaşına katılan askerlerin yanı sıra Sibirya sürgünü ve Çerkes esaretinden kaçan Polonyalılarla arttı. İlk Polonezkoy sakinleri çiftçilik, hayvancılık ve ormancılıkla meşguldü. Daha II. Dünya Savaşı öncesinden başlayarak ilk tatilciler Polonezköy’e gelmeye başladı. 1938 yılında Polonezkoy sakinleri T.C. vatandaşlığına kabul edildiler. 1968 yılında Polonezkoy sakinleri işledikleri topraklar üzerinde tapu hakkına sahip oldular, Czartoryski ailesinin varisleri ise Polonezköylüler lehine iyelik haklarından vazgeçtiler.

Ulaşım imkanları, coğrafi konumu ve güzel manzaraları sayesinde Polonezkoy bir tarım köyünden tatil köyüne dönüşmüştür. Polonezköy’de toprak köy sakinlerine ya da Polonezköy’e dinlenmeye gelen zengin ve meşhur şahıslara aittir. Polonezköy’un gelişmesi ve köydeki ekonomik şartların düzelmesiyle birlikte 1980’li yıllarda yurt dışına göç eden gençler Polonezköy’e geri dönmeye ve köyde pansiyon, lokanta ve çayevi işletmeye başladılar.

Polonezköy’e gelen ünlüler arasında Macar piyanist Franz Liszt (1847), Fransız yazar Gustave Flaubert (1850), Çek yazar Karel Droz (1904), T.C.’nin ilk Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk (1937), sonradan Jan 23 adıyla Papa olan Nuncio Piskopos Angelo Roncalli (bu ziyaret sırasında birkaç Adampollu çocuğa konfirmasyon sakramentini vermişti) ve T.C. Hükümeti temsilcileri ile birlikte Polonezköy’e gelen, Polonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki dış işleri bakanı Adam Rapacki (1961) de bulunuyor. Ayrica dünyaca tanınan soprano Leyla Gencer de burada doğmuştur.

Köyü 1985 yılında T.C. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 1994 yılında ise Polonya Devlet Başkanı Lech Walesa ziyaret etti. Bir sonraki Polonya Devlet Başkanı Aleksander Kwasniewski ise ilki 1996 ve ikinci 2000 yılında olmak üzere iki defa Polonezköy’ü ziyaret etmiştir. Son ziyareti esnasında Aleksander Kwasniewski, Zofia Rizi Anı Evi’ni de gezmiştir. Bu ziyaretten iki sene sonra Polonezköy’un kuruluşunun 160. yıldönümü törenle kutlandı.

Leh-Türk ilişkilerinin gelişmesi sayesinde Polonezköylüler bir taraftan sık sık Polonya’dan gelenleri misafir ederken, diğer taraftan da atalarının ülkesini ziyarete gitmektedirler. Günümüzde Polonezköy’de aşağı yukarı 1000 kişi oturmakta, bu grubun içinde 40 kişi düzgün Polonyaca konuşmaktadır. Adampol-Polonezköy’de her yaz Polonezköy’ün Polonya ile olan bağlarını vurgulayan Polonezköy festivali düzenlenmektedir. Polonezköylüler, bu festivale katılan folklor gruplarını kendi maddi olanaklarını kullanarak getirtmektedirler..

Görülmeye değer yerler

  1. Zofia Rizi Anı Evi - Ryzy Ailesine ait eski ve yeni fotoğraflar, kitaplar, belgeler. İç mekan.
  2. Czestochova Meryem Ana Kilisesi
  3. Polonezkoy mezarligi Polonya milli şairi Juliusz Slowacki’nin aşık olduğu Ludwika Śniadecka’nın mezarının yanı sıra Polonya Cumhuriyeti Milli Savaş ve Şehitlikler Konseyi tarafından restore edilen 92 diğer tarihi mezar

Ulaşım

İstanbul’un Avrupa yakasından yola çıkıp Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü geçtikten sonra Kavacık sapağından, Kavacık mevkiini geçtikten 1 km. sonra sola dönüp daha sonra Acarlar sitesinden sağa dönerek Polonezköy’e tabelaları izleyerek ulaşılabilir.

Necatigil Şiir Ödülü | evlilik yildönümü mesajlari

Şair Behçet Necatigil anısına ailesinin düzenlediği ve 1980′den beri her yıl şairin doğum günü olan 16 Nisan’da verilmekte olan şiir ödülü.

Ödül, 1993′e kadar şairin ölüm yıldönümü olan 13 Aralık’ta verilmiş, 1994 yılından itibaren doğum yıldönümü olan 16 Nisan’da verilmeye başlanmıştır.

Ödüle değer eser olmadığı kaydıyla verilmediği 1989, 1993 ve 1998 yılları hariç her yıl ödül verilmiştir.

Ödülün amacı, Necatigil ailesi tarafından şu şekilde açıklanıyor: “Şiir, Behçet Necatigil’in yaşamında çok büyük bir yer tutuyordu, belki de onun için en önemli olguydu. Necatigil Şiir Ödülünün oluşturulmasındaki ana düşünce, onun şiire verdiği önemi, ölümünden sonra da, onun adına sürdürmek isteği oldu. Ayrıca Behçet Necatigil’in adı, ardında bıraktığı yapıtların yanı sıra bu ödülle de yaşatılmak istendi.”

Necatigil Şiir Ödülü’nün ilkini İlhan Berk almıştı.

  • 2006- Mehmet Taner, Çevre Çitin Üzerinde
  • 2005- Akif Kurtuluş, Herkes Gitmiş ve Betül Tarıman, Yol İnsanları
  • 2004- Seyhan Erözçelik, Kitaplar-Toplu Şiirler (1980-2003)
  • 2003- Ali Hikmet, Şeytan Uçurtması
  • 2002- Süreyya Berfe, Nâbiga
  • 2001- Hakan Savlı, Go Dersleri
  • 2000- Sina Akyol, İkindi Kitabı
  • 1999- Turgay Fişekçi, Sevgi Bağları
  • 1998- Ödül Verilmedi
  • 1997- Haydar Ergülen, Kırk Şiir ve Bir
  • 1996- Metin Cengiz, Şarkılar Kitabı
  • 1995- Osman Hakan A., Gül Odası
  • 1994- Salah Birsel, Varduman
  • 1992- Vural Bahadır Bayrıl, Melek Geçti
  • 1991- Turgay Kantürk, İlk Gibi Son
  • 1990- Sefa Kaplan, İnsan Bir Yalnızlıktır
  • 1989- Ödül Verilmedi
  • 1988- Cemal Süreya, Güz Bittiği ve Sıcak Nal kitapları
  • 1987- Ahmet Oktay, Yol Üstündeki Semender
  • 1986- Cevat Çapan, Dön Güvercin Dön
  • 1985- Tuğrul Tanyol, Ağustos Dehlizleri
  • 1984- Oktay Rıfat Horozcu, Dilsiz ve Çıplak
  • 1983- Refik Durbaş, Nereye Uçar Gökyüzü
  • 1982- Turgut Uyar, Kayayı Delen İncir
  • 1981-Ahmet Erhan, Alacakaranlıktaki Ülke
  • 1980- İlhan Berk, İstanbul Kitabı

İtalya Bayrağı | yıldönümü

İtalya Bayrağı (İtalyanca: Il Tricolore yani üç renk), eşit genişlikteki 3 dikey renkten oluşur; yeşil, beyaz ve kırmızı. İtalya Cumhuriyeti’nin resmi bayrağıdır.Fransız İmparatoru Napolyon Boneparte tarafından tasarlanmıştır.

Renklerin anlamı

Aslında renkler 1700′lerin sonunda bir akım olarak Fransız etkisiyle seçilmiştirler. Her renge bir anlam atfedilmeye çalışıldığında genelde yeşilin doğayı, beyazın Alplerdeki karı, kırmızının da İtalyan Bağımsızlık Savaşı’nda akan kanı temsil ettiği söylenir.

Daha dindar bir açıklamaya göre ise; yeşil umudu, beyaz kaderi, kırmızı de hayırseverliği temsil eder.

Bayrak Günü

1997 yılında tricolore’nin kabulünün 200. yıldönümünde, 7 Ocak “Milli Bayrak Günü” ilan edilmiştir. (kanun no. 671, 31 Aralık, 1996). Kutlamalar yapılır, ancak resmi tatil değildir.

Anadolu gençlik derneği | yıldönümü

Anadolu Gençlik Derneği 2002 yılında Ankarada kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur. Genel Merkezi Anakarada bulunan Anadolu Gençlik Derneği kısa zamanda 81 ilde ve birçok ilçede şubeler açarak hizmet vermektedir.

Anadolu Gençlik Derneğinin Türkiye genelinde yapmış olduğu çalışmalardan bazıları

-10 Milyon aileye, 10 milyon Kur’an-ı Kerim ücretsiz dağıtımı

-Dünya birincisi hafızların Türkiye halkı ile buluşması

-Çanakkale Şehitleir için 250 bin hatim okunması

-İstanbulun Fethinin yıldönümü etkinlikleri

-Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri

-12-25 yaş arası gençlerin özellikle Ortaöğretim ve Üniversite gençliğinin milli ve manevi değerlere bağlı yetişmesi için yapılan eğitim çalışmaları

-Ortaöğretim gençlerine yönelik Yaz Etkinlikleri çalışması

-1 milyon öğrenciye 1 milyon kırtasiye paketi yardımı

-Çeşitli Üniversitelerde öğrencilere ücretsiz Kur’an-ı Kerim Dağıtımı

Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkezi

Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şubesi

Anadolu Gençlik Derneği Bilecik Şubesi

Musliheddin Fer | yıldönümü

Musliheddin Fer (d. 13 Mayıs 1909 İstanbul Türkiye) - (ö. 1985), Türk bürokrat.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı, Başbakanlık Umumi Murakabe Heyeti Azalığı, Başbakanlık Müsteşar Yardım­cılığı yaptı. 24 Şubat 1965 - 10 Aralık 1965 tarihlerinde de Müsteşarlığa vekalet etti. 1974-1975’de Devlet Bakanlığı, 1980-1981’de Atatürk’ün 100. Doğum Yıldönümü Kutlama Komitesi Genel Sekreterliği; Atatürk Araştırma Kurumu, Bilim Kurulu Asli Üyeliği, Türkiye Kalkınma Vakfı, Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği görev­lerinde bulundu. 1985 yılında vefat etti.

Dipnotlar

  1. Musliheddin Fer

Burgaz Adası | yıldönümü


Burgaz Adası, Yunanca adı Αντιγόνη (Antigoni); İstanbul (Prens) Adaları’nın büyüklük olarak üçüncüsü. Yuvarlak biçimdedir ve genişliği yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepe’dir. Ada (bir kısmı 2003′te yanmış olan) bir kızılçam ormanıyla kaplıdır.

Büyük İskender’in generali, Demetrios’un babası olan Antigone buraya büyük bir kale yaptırmıştır. Ada önce onun adıyla anılmış, sonra Yunanca kale/burç anlamına gelen Burgaz (Pyrgos) adını almıştır. Ortodoks kilisesinin en saygın patriklerinden Metodios’un ikonakırıcılar tarafından adadaki bir mahzende yedi yıl hapsedildiği söylenmektedir. Bugün bu mahzenin üzerinde Ayios İoannis Kilisesi bulunmaktadır. Evliya Çelebi’nin 17.yy’da yazdığnıa göre, ada halkı Rumlardan oluşmaktadır.

En az 1 kilometre genişliğindeki boğaz Heybeliada’yı Burgaz (Antigoni) Adası’ndan ayırır. Antikçağ yazarları bu adaya Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir.

Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından hikayeci Sait Faik Abasıyanık, hayatının bir bölümünü burada geçirmiştir. Burgaz Adası ve diğer İstanbul Adaları, hikayelerinde önemli yer tutmuştur. Abasıyanık’ın Burgaz’daki evi, Sait Faik Müzesi adıyla müze haline getirilmiştir.

Burgaz Adası; ağaçlarla kaplı olan Heybeliada ve Kaşık Adası’na baktığı için manzara açısından avantajlıdır. Ada; çam ormanları, sahilleri ve zarif ahşap köşkleriyle de İstanbul’un sevilen bir köşesidir. Güzel ahşap köşklerın en çok saklandığı yerler sahil ve tepenin Kaşıkadası ile Heybeliada’ya bakan eteğindeki sokaklardır. Adanın eski plajına, iskelede vapurdan inildikten sonra sola dönülüp sahil takip edilerek ulaşılır. Bura doğu yönünde ucunda fener bulunan bir bir burun vardır. Günbatımıyla manzarasıyla meşhur olan Kalpazankaya mevkii adanın batı yönündedir. Türkiye’deki ilk kalp paranın burada basıldığı söylenmektedir. 176 m yükseklikteki Bayrak Tepe, adanın güney kıyısından yükselen dik bir yamacın üstündedir. “Hristos Manastırı” bu tepede bulunmaktadır.

1928′de kurulan Burgaz Adası Sanatoryumu, Türkiye’nin en eski sanatoryumlarından biridir.

İstanbul’daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da azalmıştır. Buna karşılık, adada İstanbullu Yahudilerin sayısında artmıştır.

Burgaz’da 6 Ekim 2003 büyük bir orman yangını çıkmıştır. Şiddetli lodosla nedeniyle bu yangında önemli miktarda ağaç yanmıştır. Adalıların ve itfaiyenin havadan ve karadan yaptıkları söndürme çalışmaları sonucu, yangın ertesi gün söndürülmüştür. Yangından sadece on gün sonra 450 dönüm arazi üzerinde başlatılan orman yeşertme çalışmalarına İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Adalar Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve ada halkı katılmıştır. Çalışmalardan büyük ölçüde olumlu sonuç alınmıştır.

Mabetler

Adada sağlam durumda üç Rum Ortodoks kilisesi vardır: Ayios İoannis, Aya Yorgi ve Hristos Manastırı’nın kilisesi. Adanın doğusunda, eskiden Avusturya Lisesi’nin yazlığı olan “Marabetler Yeri”nde Katoliklere ait Sankt Georg Kilisesi bulunmaktadır.

Adadaki ilk cami 1953 yılında, fethin 500. yıldönümü dolayısıyla belediyenin bağışladığı bir arsaya inşa edilmiştir. Adada bir sinagog, bir de cemevi [1] bulunmaktadır.

Necatigil Şiir Ödülü | evlilik yildönümü mesajlari

Şair Behçet Necatigil anısına ailesinin düzenlediği ve 1980′den beri her yıl şairin doğum günü olan 16 Nisan’da verilmekte olan şiir ödülü.

Ödül, 1993′e kadar şairin ölüm yıldönümü olan 13 Aralık’ta verilmiş, 1994 yılından itibaren doğum yıldönümü olan 16 Nisan’da verilmeye başlanmıştır.

Ödüle değer eser olmadığı kaydıyla verilmediği 1989, 1993 ve 1998 yılları hariç her yıl ödül verilmiştir.

Ödülün amacı, Necatigil ailesi tarafından şu şekilde açıklanıyor: “Şiir, Behçet Necatigil’in yaşamında çok büyük bir yer tutuyordu, belki de onun için en önemli olguydu. Necatigil Şiir Ödülünün oluşturulmasındaki ana düşünce, onun şiire verdiği önemi, ölümünden sonra da, onun adına sürdürmek isteği oldu. Ayrıca Behçet Necatigil’in adı, ardında bıraktığı yapıtların yanı sıra bu ödülle de yaşatılmak istendi.”

Necatigil Şiir Ödülü’nün ilkini İlhan Berk almıştı.

  • 2006- Mehmet Taner, Çevre Çitin Üzerinde
  • 2005- Akif Kurtuluş, Herkes Gitmiş ve Betül Tarıman, Yol İnsanları
  • 2004- Seyhan Erözçelik, Kitaplar-Toplu Şiirler (1980-2003)
  • 2003- Ali Hikmet, Şeytan Uçurtması
  • 2002- Süreyya Berfe, Nâbiga
  • 2001- Hakan Savlı, Go Dersleri
  • 2000- Sina Akyol, İkindi Kitabı
  • 1999- Turgay Fişekçi, Sevgi Bağları
  • 1998- Ödül Verilmedi
  • 1997- Haydar Ergülen, Kırk Şiir ve Bir
  • 1996- Metin Cengiz, Şarkılar Kitabı
  • 1995- Osman Hakan A., Gül Odası
  • 1994- Salah Birsel, Varduman
  • 1992- Vural Bahadır Bayrıl, Melek Geçti
  • 1991- Turgay Kantürk, İlk Gibi Son
  • 1990- Sefa Kaplan, İnsan Bir Yalnızlıktır
  • 1989- Ödül Verilmedi
  • 1988- Cemal Süreya, Güz Bittiği ve Sıcak Nal kitapları
  • 1987- Ahmet Oktay, Yol Üstündeki Semender
  • 1986- Cevat Çapan, Dön Güvercin Dön
  • 1985- Tuğrul Tanyol, Ağustos Dehlizleri
  • 1984- Oktay Rıfat Horozcu, Dilsiz ve Çıplak
  • 1983- Refik Durbaş, Nereye Uçar Gökyüzü
  • 1982- Turgut Uyar, Kayayı Delen İncir
  • 1981-Ahmet Erhan, Alacakaranlıktaki Ülke
  • 1980- İlhan Berk, İstanbul Kitabı

Musliheddin Fer | evlilik yildönümü mesajlari

Musliheddin Fer (d. 13 Mayıs 1909 İstanbul Türkiye) - (ö. 1985), Türk bürokrat.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı, Başbakanlık Umumi Murakabe Heyeti Azalığı, Başbakanlık Müsteşar Yardım­cılığı yaptı. 24 Şubat 1965 - 10 Aralık 1965 tarihlerinde de Müsteşarlığa vekalet etti. 1974-1975’de Devlet Bakanlığı, 1980-1981’de Atatürk’ün 100. Doğum Yıldönümü Kutlama Komitesi Genel Sekreterliği; Atatürk Araştırma Kurumu, Bilim Kurulu Asli Üyeliği, Türkiye Kalkınma Vakfı, Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği görev­lerinde bulundu. 1985 yılında vefat etti.

Dipnotlar

  1. Musliheddin Fer

Noel | yıldönümü

Noel (Noel Günü veya Noel Bayramı), Hristiyanlar tarafından mesih olarak kabul edilen İsa’nın (Nasıra’lı İsa olarak da bilinir) doğum gününün geleneksel olarak kutlandığı yıllık tatil. Noel’de, İsa’nın doğum günü kutlamasıyla birlikte çeşitli âdetlerler de yerine getirilir. Antik çağlardan beri kutlanagelen Pagan ve Roma kış festivalleri olan Yule ve Saturnalia’daki uygulamalar Noel’in kökenini teşkil etmektedir.

Günümüzün Noel kutlamalarında genellikle, İsa’nın doğumunun canlandırıldığı oyunlar sahnelenir, Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır, hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba’nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Yaygın Noel temaları, iyi niyet, sevecenlik ve ailenin birlikte zaman geçirmesi olarak sıralanabilir.

Noel, her yıl Hristiyanlarca 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlamış olur, ve bazı ülkelerde, 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde Noel tatili yeni yıl tatiliyle birleştirilir. Bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jül Sezar takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. İsa’nın gerçek doğum günüyle ilgili çeşitli rivayetler olsa da geleneksel olarak 25 Aralık Noel olarak kutlanır.

Noel, Hristiyanlık ve batı kültürünün dünyada yaygın olmasından dolayı dünya kültürünü oldukça etkilemiştir. Noel kutlamaları kış mevsimi kutlamaları arasında en ünlü kutlamalardandır. Çeşitli yerel ve bölgesel Noel gelenekleri hala devam etse de; film endüstrisi, popüler edebiyat, medya ve televizyon aracılığı sayesinde Amerikan ve İngiliz motifleri dünyada en yaygın olarak kulanılan Noel motifleridir.

Etimoloji

Noel kelimesi, köken olarak Galya dilinde (Keltçe) yeni anlamına gelen “noio” ile güneş manasına gelen “hel”in birleşmesiyle oluşmuştur ve “yeni güneş” anlamına gelmektedir. Noel kelimesi o devrin putperest toplumunda yeni yılın başlangıcında yapılan şenliklere ad olmuştur. Ayrıca Roma İmparatorluğu döneminde halk mutlu bir olayı karşılamak ve kutlamak için, duygularını “noel, noel” diye bağırarak dile getirirdi.

Noel kelimesinin kökeni ile ilgili bir diğer açıklama ise Fransızca “haber” anlamındaki “nouvelle” kelimesinden geldiğidir. Noel ayrıca Almanca’da “kutsal gece” anlamındadır.

Bir diğer iddiaya göre ise Noel kelimesinin kökeni Latince natalis (doğum) kelimesidir Oxford İngilizce Sözlük, Noel.

Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. “Yollanmış, gönderilmiş” kelimelerinin, İsa’nın Son Akşam Yemeği’ndeki son sözlerini sembolize ediyor olabileceği düşünülmektedir. Oxford İngilizce Sözlük: Christmas, Christ, Mass

İsa’nın Doğumu

İsa’nın doğumunun gerçek tarihinin kesin olarak bilinmediği konusunda bir çok kaynak fikir birliğindedir.

İsa’ın doğumu yalnızca Luka ve Matta İncil’lerinde söz konusu edilmekte, ancak her ikisinde de farklı anlatılmaktadır. Bu kitaplara göre İsa kış mevsiminde doğmamıştır. Luka İncili’ne göre İsa’nın doğduğu zaman çobanlar çayırlarda sürülerini otlatmakta idiler (Luka, 2:8). Eski Ahit, kış mevsiminin, çobanların açık havada barınamayacak kadar yağışlı olduğunu söylemektedir. (Ezra, 10:9, 13).

Bazı kaynaklarda Vaftizci Yahya’nın Yahudi Fısıh (mayasız ekmek) bayramında yani 15 Nisan’da doğduğu ve Vaftizci Yahya’dan altı ay sonra doğan İsa’nın Ekim ayı içinde doğmuş olabileceği belirtilmektedir.

Büyük Konstantin’in M.S. 313 yılında Hristiyanlığı kabul etmesinden önce putperest olan Roma İmparatorluğu’nda, 25 Aralık güneş tanrısının doğum günü olarak kabul ediliyordu. Bazı kaynaklar İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık’ın seçilmesinin, 3. yüzyıl başlarında İsa’nın ölüm tarihinin 25 Mart olarak tahmin edilmesiyle bağlantılı olduğunu rivayet etmektedirler.

İsa’nın doğum yılı ile ilgili tarihilerde de çelişkiler vardır. Luka İncil’inden anlaşıldığına göre, İsa Kral Hirodes Arhelas zamanında doğmuştur. Ancak Kral Hirodes Arhelas’ın yaşadığı tarih de kesin değildir. Kendisine İsa’yı öldürme gayesiyle yeni doğan çocukları katletme fiili atfedilen bu kralın, M.Ö. 4 ila M.S. 6. yüzyılları arasında bir tarihte yaşadığı sanılmaktadır. Bu duruma göre İsa’nın doğumu bu yıllar arasında herhangi bir tarih olabilir.

Hristiyan bayramı olarak Noel

Hristiyanlar için İsa Tanrı’nın Oğlu ve bizzat Tanrı’nın kendisidir. Baba (Tanrı) ile insanlar arasında aracı, Beklenen Mesih, Kurtarıcı, Rab, Tanrı ile aynı “öz” den olan, Güçlü Tanrı, tek insan, Dünya’nın tek Kralı, Kutsal Üçlü Birlikteki kişilerden “Oğul”dur. Hristiyan kaynakları onu “İsa Mesih” olarak anarlar. Bu sebeple İsa’nın doğumu, Hristiyan inancına göre Tanrı’nın yeryüzünde göründüğü gün anlamına gelmesi sebebiyle önemli bir gündür ve uzun yıllardır kutlanmaktadır.

Roma İmparatorluğu’nda İsa’ın doğumu anısına kutlanan bayramlarla ilgili en eski tarih olarak, 325 ve 336 tarihleri söz konusu edilmektedir. Buna göre Noel bayramı İmparator Büyük Konstantin’in saltanatının sonundan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. 354yılında Papa Liberius 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan geceyi İsa’nın doğum günü yıldönümü olarak ilan etmiştir. Aralarında Ermeniler’in de olduğu Doğu Hristiyanları ise 6 Ocak tarihini üçüncü yüzyıldan itibaren İsa’nın doğumu olarak kutlamaya başlamıştır.

  • Rum Ortodoks Kilisesi Mensupları: Rumlar Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Kala Hristuyenna! (Mesih’in doğumu kutlu olsun) Καλά Χριστούγεννα veya Mutlu Noeller!.
  • Süryani Kilisesi Mensupları: Süryaniler Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!
  • Katolik Kilisesi Mensupları: Levantenler Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!

Türkiye Ermenilerinin Noel Gelenekleri

Türkiye Ermenileri Noel’i Surp Dzınunt (Kutsal Doğuş) olarak adlandırırlar ve 6 Ocak tarihinde kutlarlar. Surp Dzınunt yortusuna hazırlık Ermeni Kilisesi’nde yedi hafta sürer ve bu hazırlık dönemine Hisnag (elli günlük dönem) adı verilir. Hisnag’in birinci, dördüncü ve yedinci haftaları kilise üyelerine vejeteryen perhiz salık verilir. Her Cumartesi günbatımında dualar ve ilahiler eşliğinde mor renkli yeni bir mum yakılır.

Noel yortusuna hazırlık dönemi içerisinde gerçekleşen yılbaşı gecesi aileler ile birlikte geçirilir. Kilisede yıl sonu şükran duasına gidilir ve akşam aile üyeleri, akraba ve dostlarla bir araya gelinir. Yoksul, kimsesiz, dul, yetim, engelli tanıdıklar da unutulmaz, ve mümkünse akşam yemeğine davet edilirler. Surp Dzınunt perhizi olduğu için, sofrada özellikle deniz ürünlerinin ve vejeteryen yemeklerin yanısıra topik ve kuru yemiş bulundurulur. Ermeni geleneği olmasa da 1930’lardan beri sofralarda hindi yemeklerine sıkça rastlanır. Yılbaşı gecesi saat 23:58 sularında evdeki tüm ışıklar söndürülür ve hep birlikte Rab’bin Duası söylenerek Yeni Yıl’a girilir. Duadan hemen sonra evdeki tüm odaların ışıkları yakılır ve herkes birbirini kucaklar, yeni yıl dilekleri sunulur, çocuklar hediyelerle sevindirilir, anuşabur (bir tür aşure) yenilir. Yılbaşı’nda İstanbul Ermenileri’ne özgün gelenekler de devam ettirilir ve bereketi simgeleyen nar dükkanların eşiklerinde patlatılır, ya da bürolarda masaların üzerine yerleştirilir. En az bir ayazma ziyareti de bu dönemin adetleri arasındadır.

Cırakaluyts denilen Surp Dzınunt arefesinde (5 Ocak), yedi mor mum hep bir arada yakılır. Kiliselerde gün batımına doğru başlayan ayinden sonra aileler yılbaşı gecesinde olduğu gibi toplanır. Perhiz olduğu için et yenilmez, daha çok deniz ürünleri tüketilir.

6 Ocak Noel (Surp Dzınunt) günü, saat 10-12 arası kiliselerde düzenlenen ayine katılınır. Kumkapı’daki tarihi Patriklik binasından Merkez Kilise’ye saat 10:00’da dini geçit düzenlenir. Öğleden sonra Patrikhane’de isteyen herkesin katıldığı bayramlaşma kabulü yapılır. Daha sonra akşam geç vakitlere kadar yakın ve uzak akrabalar ziyaret edilir, gün bayramlaşmayla geçer. Noel’in ikinci günü, 7 Ocak’ta kabir ziyaretleri yapılır, aileler ölmüşlerinin ruhlarına dua okur ve yakınlarının mezarlarını ziyaret eder.Ermeni Patrikliği Kilise Bülteni

Noel ve Yılbaşı

Miladi takvim başlangıcı olan yeniyıl (yılbaşı) kutlamaları ile Noel kutlamaları tarihlerinin yakın olması sebebiyle sıkça karıştırılır. Noel kutlamalarının temelinde İsa’ın doğumunu kutlama geleneği yatmaktadır. Yeniyıl kutlamalarının geçmişi ise Eski Romalıların 1 Ocak’ta yaptıkları yeniyıl kutlamalarına dayanmaktadır. 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece kutlanan yeniyıl ile Noel şenlikleri temelde birbirinden farklı olmakla birlikte, adet ve gelenekler açısından Hristiyanlar arasında karışmış vaziyettedir.

Türkiye’de Noel kutlamaları Hristiyan nüfusun çok az olması nedeniyle kamuoyunda hissedilmemekte ancak yeni yıl 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece büyük bir kitle tarafından kutlanmaktadır. Bu nedenle yeniyılın ilk günü, 1 Ocak, tüm Türkiye’de resmi tatildir.

Noel kutlamalarına eski kültürlerdeki Pagan ve putperest adet ve gelenekler oldukça etki etmiş, bu adetler zamanla Hristiyanlığın uygulama alanlarına dahil edilmiştir. Hristiyan olmayan toplumlarda ve bölgelerde bu adet ve gelenekler “yılbaşı kutlamaları” adı altında yayılmıştır.

Noel Baba

Noel Baba (Santa Claus), özellikle Hristiyan dünyasında Noel kutlamalarının en önemli figürlerinden biridir.

Hristiyan inanışına göre; M.S. 4. yüzyılda Anadolu’da Myra (bugünkü Demre-Antalya) yöresinde yaşamış olan Aziz Nikolaos adındaki Hristiyan azizi, Roma İmparatoru Büyük Konstantin’in rüyasına girdi ve idama mahkum edilen 3 subayı kurtardı. Bu olaydan sonra ünü gittikçe yayılan Nikolaos, zamanla Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerin hayır kurumlarının, loncaların, çocukların, denizcilerin ve bazı şehirlerin koruyucu azizi olarak benimsendi. Çocuklara özel armağanlar getirdiğine inanılan ve Noel Baba olarak anılmaya başlanılan Aziz Nikolaos efsanevi bir kişiliğe büründü.

Aziz Nikolaos’un Noel Baba haline sokulması ilk önce Almanya’da görüldü. Bu efsanevi gelenek zamanla Protestan kiliselerin çoğunlukta olduğu Avrupa ülkelerinde yayıldı. Sonra ABD’nin New York şehrine gelip yerleşen Hollanda’lı Protestanların Aziz Nikolaos’u iyilik sever bir kimse olarak anmaları da çok sevilmesine yol açtı. Ayrıca ABD ve İngiltere’de kutlanan çocuk bayramlarında da yer verilmeye başlandı. Geleneksel aile ve çocuk bayramı olarak kutlanan Noel yortusunun koruyucusu olarak kabul edildi.

Noel Baba’nın şişman, neşeli, kırmızı ve beyaz piskoposluk giysileri içindeki tasvirleri Amerikalılar tarafından gündeme getirildi. Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un bazen yalnız, bazen yardımcısıyla ata binerek, bazen de sekiz Ren geyiğinin çektiği arabasıyla evlerin damlarında dolaştığı efsanesi yaygınlaştı.

İnanışa göre sırtında içi hediye dolu bir heybeyle dolaşan Noel Baba evlere bacadan girer ve armağanlarını uslu çocukların ayakkabılarının ya da şöminede asılı çoraplarının içine koyar. Noel Baba, “yaşayan” bir folklorik olaydır.

Noel Ağacı

Noel şenlikleri sırasında ışık ve süslerle donatılan ağaca denilmektedir. Günümüzde Noel ağacının Pagan geleneklerinden gelen bir ritüel olduğu bilinmektedir.

Yaprak dökmeyen ağaçları ve çelenkleri ölümsüz yaşamın simgesi olarak kullanmak, eski Mısırlıların, Çinlilerin ve Yahudilerin ortak bir geleneği idi. Avrupalı putperestler arasında yaygın olan ağaca tapınma, Hristiyanlığı benimsemelerinden sonra, İskandinavyalıların şeytanı korkutup kaçırmak ve Noel zamanında kuşlar için bir ağaç hazırlamak üzere ev ve ambarlarını yılbaşında ağaçlarla donatma geleneği biçiminde sürdü. Almanya’da da kış ortasına rastlayan tatillerde evin girişine ya da içine bir Yule (yeni yıl) ağacı konuyordu.

Günümüzdeki Noel ağacının Almanya’nın batısından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ortaçağda Adem ve Havva’yı canlandıran bir oyunun ana dekoru, cennet bahçesini temsil eden ve üzerinde elmaların bulunduğu bir çam ağacıydı. Adem ve Havva yortusunda (24 Aralık) Almanlar evlerine böyle bir cennet ağacı dikerler, üzerine Komünyon’daki kutsanmış ekmeği simgeleyen ince, hamursuz ekmek parçaları asarlardı; bunların yerini daha sonra değişik biçimlerdeki çörekler aldı. Ayrıca bazı yerlerde İsa’yı simgeleyen mumlar eklendi. Noel mevsiminde ağaçla aynı odada Noel piramidi de bulunurdu. 16. yüzyılda Noel piramidi ve cennet ağacı birleşerek Noel ağacını oluşturdu.

İngiltere’ye 19. yüzyıl başlarında ulaşan Noel ağacı, Kraliçe Victoria’nın eşi Alman Prens Albert’in desteği ile bu yüzyılın ortalarında yaygınlaştı. O dönemde Noel ağaçları, dallarına kurdela ve kağıt zincirlerle asılmış mum, şekerleme ve keklerle süsleniyordu. Göçmen Almanların Kuzey Amerika’ya 17. yüzyılda götürdükleri Noel ağacı, 19. yüzyılda moda oldu. Gelenek Avusturya, İsviçre, Polonya ve Hollanda’da da yaygındı. Japonya ve Çin’e 19. ve 20. yüzyılda Amerikalı misyonerlerin tanıttığı Noel ağaçları ince işlenmiş kağıt süslerle donatılımaya başlandı.

Ekonomi ve Noel

Noel sezonu, tipik olarak birçok ülkede ekonominin canlandığı bir dönemdir. Satışlar neredeyse tüm perakende sektörlerde dramatik olarak artar. Noel’de satış yerleri hediyelik eşya ve dekorasyon malzemelerine ağırlık verdiği gibi yeni ürünleri de müşterilerle tanıştırır. ABD’de bu sezonun adı ‘Noel alışveriş mevsimi’ olarak geçer ve genellikle sezonun açılışı, ABD’de her yıl kasım ayının dördüncü Perşembe günü kutlanan Şükran Gününün ertesi günü olan Cuma günü olarak kabul edilir. Bir çok Amerikalı alışveriş sezonunun başladığı bu Cuma gününü tarihe ironik bir gönderme olarak Kara Cuma olarak adlandırır.

İngiltere ve Galler’de küçük işletmeleri korumak maksadıyla, 2004 Noel Ticaret Yasası kapsamında, Noel’de bütün büyük dükkanlara ticaret yasağı getirilmiştir. İskoçya da, buna benzer bir yasamayı planlamaktadır. Film stüdyoları, Noel tatil mevsiminde birçok yüksek bütçeli filmi gösterime sürer.

Noel sezonunda ekonomideki bu canlanmaya rağmen ekonomistlerin çoğu, mikroekonomik konsept kapsamında Noel’de hediye alışverişi yüzünden ekonominin verim kaybına uğradığına inanırlar. Bu kayıp, hediye veren kimsenin aldığı ürüne ödediği para ile hediye alıcısının, o madde için ödemek isteyebileceği para arasındaki farkla hesaplanır. 2001 Noel’inde, ABD’de 4 milyar dolarlık bir ekonomik verim kaybı olduğu tahmin edilmektedir. Bu analiz, hesaplamayı güçleştiren faktörlerden dolayı, bazı kaynaklarda günümüz mikroekonomik teorisinin kusurları arasında sayılır.

Noel’in Ticarîleşmesi

Noel’in ekonomik yönünün 1800’lerden bu yana gittikçe artması Noel’in ticaretleşmesine yönelik kaygıları arttırmaktadır. 1822 yılında yazılan “Aziz Nicholas’tan bir ziyaret” isimli şiir geleneksel hediye alıp vermeyi ve Noel alışverişini popüler hale getirmişti. Harriet Beecher Stowe, 1850 yılında yazdığı “New England’daki ilk Noel” isimli kitabında, Noel’in gerçek anlamının, alışveriş cümbüşü içinde kaybolmasından şikayet eden bir karakteri yazdı.

Noel’in ekonomi üzerine etkisi 1930’lu yıllarda dönemin ABD başkanı Franklin D. Roosevelt’in Noel alışveriş mevsimini uzatmak, satışları arttırmak ve büyük bunalım sırasında duraklayan ekonomiyi canlandırmak için Şükran Gününün tarihini değiştirmesiyle daha da güçlendi. Bu hareketi protesto etmek maksadıyla Hrıstıyanlığın dini liderleri 1931’de New York’ta toplanarak, gittikçe artan Noel’in ticaretleşmesiyle ilgili tehlikelere dikkat çeken Noel vaazları verdiler.

1958’de Stan Freberg ve Daws Butler taşlama sanatının hicivlerini kullanarak radyo için “Yeşil Noel” (Green Chri$tma$) isimli bir ses tiyatrosu kaydettiler. Eserin, tartışmaya yol açan doğası yüzünden, 1983′e kadar hiçbir ticari gösterimi yapılmadı.

ABD’de Noel’in, gerçek kutlama maksadının dışına çıktığına dair kaygıların gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Bu konuda New York yazarlarından Gabriel Calderon “Çocuklar, Noel Baba’yı İsa’dan daha önemli görüyor” görüşünü sıkça gündeme getirmektedir.

Sosyal hayatta Noel

Birçok ülkede, iş dünyasında, okullarda, ve toplumsal hayatta Noel partileri verilmektedir. Bu partilerin çoğu dinsel amaçlı değildirler.

Dini Noel törenleri ve adetleri arasında İsa’nın doğum hikayesinin anlatılması ya da canlandırılması, dini grupların, çevre evlere ziyarete gidip Noel şarkıları söylemeleri, gönüllülerin yardım parası toplaması ve kiliseler için çalışmaları sayılabilir.

Noel günü veya Noel arifesinde, her ülkede veya kültürde kendine özgün özel bir yemek ya da şölen hazırlanır. Bazı bölgelerde, özellikle Doğu Avrupa’da, bu aile şölenlerinden önce bir süre oruç tutulur. Noel’de ziyaretçilere şekerleme ikram etmek veya hoş sürprizler yapmak birçok ülkede Noel kutlamasının bir parçasıdır.

İnsanların ailelerine ve arkadaşlarına “Mutlu Noeller” ifadesi içeren kartlar yollamaları Noel’de çokca rastlanan adetlerdendir. Hristiyan olmayanlar veya Noel’i kutlamayanlar arasında “Mutlu Tatiller” mesajları bu tatil döneminde daha yaygınca kullanılmaktadır.